Reklam
Reklam
Türk Resminin Sorunları Üzerine
Emine TOKMAKKAYA

Türk Resminin Sorunları Üzerine

Bu içerik 248 kez okundu.
Reklam

Resmin, Türk Kültür ve sanat ortamına girmesiyle birlikte; batıya ayak uydurma çabalarına bağlı olarak kimi yenilik hareketleri yanı sıra toplumsal hayatta da bu çabalara bağlı bir canlılık ve hareketlilik kendini göstermeye başlar. Bütüncül olarak Türk Resim Sanatı’na bakıldığında gerek Osmanlı Dönemi ve gerekse Cumhuriyet Dönemi oluşum gerekçeleri ve sorunlarıyla bir devamlılık dizgesi ortaya koyar. Yağlıboya resmin kültür ve sanat dünyamıza girmesiyle Türk resmini konu alan değerlendirmelerin birer ikişer ortaya çıkmaya başladığı görülür. Bu değerlendirmeler ve Türk resminin sorgulanmasına yönelik eleştirel anlayış, yeni koşulların belirlediği dinamiklere bağlı olarak farklılıklar gösterip günümüze kadar süregelmiştir. Ana çizgileriyle Türk resminin kaynak ve sorunlarını irdelemeye ve ortaya koymaya çalışan bu oluşumların sistematik bir yapı gösterdiği de gözden kaçmaz. Türk resmine ilişkin bu değerlendirme, görüş ve yorumları belirli başlıklar altında toplamak mümkündür.


.1.Eğitim Sorunu
Batı ile ilişkilerin büyük bir ivme kazandığı Tanzimatla birlikte Türk Kültür ve Sanat hayatına yağlıboya resmin de girdiği bilinmektedir. Bu dönemde bir yandan kaynağı önceki dönemin geleneksel anlatım biçimlerine dayanan bazı alışkanlıklar ile batı anlayışının birlikte yoğrularak yeni bir sentezin sanat hayatını belirlediği görülür. Başlangıç dönemlerinde Türk resmine ilişkin yapılan değerlendirmeler daha çok ressamların içerisinde bulunduğu maddi olanaksızlıkların vurgulanmasına yönelikti.

Osmanlı Devleti’nin çöküşünü engellemek düşüncesiyle Avrupa eksenli hareketler içinde hem askeri hem de eğitim içerikli kimi yenilikleri uygulama çabaları yanında resmi ve sivil okulların programlarına resim dersi de eklenmiştir. Başlangıçta ordunun teknik alandaki gelişimini sağlayacak bir görev üstlenerek Türkiye’ye giren resim daha sonraları ilk ve ortaöğretim düzeyinde okutulan bir ders halini alır. Bu bağlamda resmin okullarda yüzeysel ve basit bir şekilde öğretilmesi yakınma konusu olurken resim ve mimarlık alanında bir okulun açılması ve her yıl resim sergilerinin düzenlenmesi gündeme getirilir.(Karal,. 1969)

Avrupa’ya gönderilen sanatçıların yurda dönmesiyle birlikte sanat hayatında bir hareketlilik göze çarpar. Bu dönem değerlendirilirken sanatın bir türlü toplumda arzu edilen ilgiyi görmediği yakınma konusu olurken sanatçıların da “bir adım ileriye gidemeyerek yurda döndükleri gibi kaldıkları ve eserlerini anlayacak bir gözün Türkiye’de henüz bulunmadığı oysa sanatın onu anlayabilen bir çevre ile ilerleyebileceği vurgulanmaktadır.” ( Anonim, 1338/ 1922)

Sanatın ve sanatçıların İstanbul ve Ankara dışına çıkamadıklarını belirten Refik Ahmet SEVENGİL sanatın bu iki şehirde yalnızca belli bir kesime seslendiğini ifade ederken sanatın da geleneğin içinden gelen bir anlayışı temel almasını ve yeni hayatın bu temel üzerine yükseltilmesini istemektedir. ( Sevengil, -1950 )

Sabri Berkel halkı eğiten faaliyetlerin planlanmasına, sanatçının dışarıdan tanıtılma gereğine , sanat eğitimi veren kurumların yetersizliğine işaret ederek bu sorunların bir an önce çözülmesini istemektedir. (Anonim-1958) Aynı konuda devletin belirli bir programı ve politikası olmadığını belirten Nurullah Berk sanat alanında yurt içinde ve dışında ne yapılması gerektiğinin belli olmadığını vurgulamıştır.( Berk,1958) Bu arada Türk resminin en önemli problemlerinden biri hatta en önemlisi olarak resim sanatı hakkında yazıların, kitapların yok denecek kadar az olması ifade edilmektedir.( Turani,1966)

Sanat eğitiminin yalnızca okullarda verilen örgün eğitim olarak görülmemesi gerektiği aksine sanatın yurdun en uzak köşelerine kadar yaygınlaştırılması için tutarlı bir eğitim anlayışı ile işe başlamak gerektiği vurgulanmaktadır.

Sanatın gelişimine ilişkin düşüncelerini açıklarken; Devlet Resim ve Heykel Sergisi yönetmeliğinin değiştirilmesi, başkentte bir akademi ve ulusal galerinin kurulması ile uluslararası sergilerin düzenlenmesinin güzel sanatlar müdürlüğüne önerildiği görülür. ( İslimyeli, 1970)

1980’li yıllara gelindiğinde sanat eğitimcisi yetiştirme sistematiğinin bir türlü oturmadığı, hala resim yapmayı röprodüksiyonlara bakarak öğrenen kuşakların yetiştirilmeye devam edildiği yakınma konusu olur. (Koçak,1983). Aynı konuda “yaratıcılığın gelişmesinin akademik bir sorun olmaktan çok sosyal hareketliliğe ve sosyal psikolojik verilere bağlayan Jale Erzen ‘ne bireyin ne de çevrenin değeri hakkında bilinçlenmemiş bir kültürde bütün sanat dallarının bocalayacağını’ ifade etmektedir. (Erzen,1983) . Türkiye’de, aile anlayışı ve görgüsü çocukta yaratıcı gücü ortaya çıkarmaktan uzaktır. Çocuk ilk ve orta öğretim kurumlarında ders programlarından usanmakta, eğitim salt sanat eğitimi yapan yükseköğretim kurumları içeriğinde gerçekleştirilmektedir. Yaygın halk eğitimi ile okul sonrası eğitim anlayışı ise bireylere katı sağlayacak kadar gelişmemiştir. (Atagök,1983) Süleyman Saim Tekcan’a göre sanatçı probleminin halledilmesi için sanatçı yetiştirme sistematiğinin devletçe ele alınıp memur sanatçı, hoca sanatçı yerine özgün sanatçı yetiştirilmesi gerekmektedir. (Tekcan,1983)

Farklı dönemlerdeki sanatçı ve sanat eğitimcilerinin görüşleri incelendiğinde Türk Resmindeki eğitim sorununun gerekli yasal düzenlemelerin yapılmayışı, çeşitli eğitim kademelerinin programlarında ve uygulamalarında sanat eğitimine gereken önemin verilmediği ve toplumda sanatın gereken ilgi ve desteği bulamadığı görüşünün ağırlık kazandığı görülmektedir. Bu sorunların günümüz Türkiye’sinde de koşulların ve eğitim sisteminin değişmiş olmasına rağmen hala devam ettiği söylenebilir.

 

İnternational Comtemporary Artists and Modern Expressions Project Gruops Director) in Charge of Culture and Art Project , Artist and Art Educator E-Mail: Tokmakkayaemine@gmail.com / moderinifadesergisi@gmail.com

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ekolojik tahribat hız kesmedi
Ekolojik tahribat hız kesmedi
Ayasoyfa açılsın talepli yürüyüşe yurttaştan tepki
Ayasoyfa açılsın talepli yürüyüşe yurttaştan tepki